habeus corpus
ben size nasıl bir adalet ve hukuk anlayışına sahip olduğumuzu hemencecik, iki saniyede söyleyivereyim.
geçen hafta tutukluluk sürelerinin kısaltılması ve yargılanmalarına başlan(ama)mış kimselerin tutukluluklarının bir vakti geçmesi sonrasında sonlanmasına dair - anladığım kadarıyla böyle bir şey, en azından prensipte böyle bir şey olmalı - CHP’nin verdiği önerge hakkında söz alıp konuşan Adalet Bakanı’nın lafı şunun gibi bir şey oldu: “efenim, imdi, pek haklısınız evet muhakkak öyle; amma, şimdi bizim reformlar devam ediyor; mevcut davaları öğütüp, yargılama süreçlerini hızlandırmaya çalışıyoruz; bu dönem bir geçsin, sizin söylediğiniz bu şeye tekrar neyin bakarız. Çünkü şimdi böyle bir kanun yürürlüğe girerse, teroristler, anarşikler, petofiller, kötü kötü adamlar sokaklara salınmış olunur…”
yani anlayış şu: zaten kimselerin “terorist, anarşik, şu bu o” olduklarının mahkemede, (tercihen adil!) bir yargılanma sonucunda kanıtlanmasına gerek yok. bizim tutukladıklarımız zaten öyledirler, emin olunuz.
o vakit komple kaldırın yargı mekanizmasını. lan, en ilkel toplumlarda bile bir şekilde yargılıyorlar suçlu olduklarına inandıkları kişiler. yüzyıllardır habeus corpus diye de bir şey var. kimseye, yargı önünde suçu kanıtlanana/tescillenene kadar, “o zaten ‘şu bu o’” diyemezsin. bir süre içerisinde adamı yargıç önüne çıkaramıyorsan da buna “unlawful imprisonment” denir. o kadar!
Ama bizim bakan diyor işte “o zaman kötü kötü adamcıklar sokaklara dönüverir” diye.
işte, bu da anlayış.