January 2010
47 posts
akıldan geçen yolu kazmışlar, n’apıcaz koç?
μὴ εἰκῆ περὶ τῶν μεγίστων συμβαλλώμεθα
> > > ? < < <
[Let us not conjecture randomly about the most important things.] [Büyük konular hakkında rastgele tahminde bulunmamalı.]
bence Fr.47
[my way of Fr. 47]
1 tag
μὴ εἰκῆ περὶ τῶν μεγίστων συμβαλλώμεθα
[Let us not conjecture randomly about...
– Heraclitus, Fr.47
3 tags
occupation
μετὰ τὰ φυσικὰ
3 tags
2 tags
I found Herr N.
Oh no, he found me.
6 tags
3 tags
5 tags
I’ve summoned up the courage to begin reading an article I had in possession for some time now, and its first sentence reads as follows—which, I am certain, is indicative of why I’ve been so hesitant to begin reading it—:
«The philosopher, Heidegger says somewhere, is “the friend of Being,” and he then goes on to explain that precisely because of this friendship the...
3 tags
I am, of course, imagining things when I now claim that even then I felt that...
– Laudris Brigge
the key word here is “unutterable”[edit. alp, april 10, 2010]
4 tags
4 tags
eski bir not defterimi buldum bir kaç gün önce. yıllar önce almıştım, hatırladım hemen. kapağında “personal notes” yazıyor, ilk sayfasına da “personal notes/belongs to:________” diye yazmışlar. altına not düşmüşüm ben de: “yazının kişiseli ol[a]maz; yazı teşhir, yazarlık teşhircilik demektir.” “aferim ulan sana” dedim kendi kendime. evet, haddinden...
4 tags
“yalnızlık sadece allaha mahsustur” ne kadar saçma sapan bir laftır. öncelikle yanlıştır, onu bir bilelim. doğru olabilmesi için insanların allah—daha doğru bir ifadeyle, allahın bir parçası—olması icap eder. daha da doğrusu aslında—her şeyi quantify etmesini biliyorsunuz, benim “daha [da] doğru”ma mı laf edeceksiniz, “sıkıysa çıkın karşıma” diyorum size!—şudur:...
2 tags
5 tags
4 tags
1 tag
18'i 19'a bağlayan gece, bir not defterine kurşun...
«telefon elimdeyken sızmak; aklımda “taş yerinde ağırdır” sözünün gezintiye çıkmış olduğunun farkındalığı—bu farkındalığın cevizli kek misali kokusu—; uzun cümle sevdamın yarattığı endişe: beni, bir yarısında uyandığım bu gece, an itibariyle tanımlayan gerçekler.
[ve bunu üşenmeyip de buraya koymak için sıcak yatağından kalkıp bilgisayarın karşısına geçişim, internete bağlanamayıp da...
5 tags
εἷς ἐμοὶ μύριοι, ἐὰν ἄριστος ᾖ.
[Bana göre, bir insan çok iyi ise bin kişidir]
– Herakleitos Fr.49
2 tags
6 tags
When the question of truth is raised in an objective manner, reflection is...
– hr. K.
3 tags
For whose sake is it that the proof is sought? Faith does not need it; aye, it...
– hr. K.
3 tags
benim gibi vaktinde uyanmayı hiç beceremeyenlere: →
3 tags
1 tag
sis
(ne acayip bir kelime. sis. sis.)
5 tags
inertia creeps and writes Herr N., prefacing us towards the philosophy of the future in that breathtaking prelude we know as beyond good and evil: «SUPPOSING that Truth is a woman—what then? Is there not grounds for suspecting that all philosophers, in so far as they have been dogmatists, have failed to understand women—that the terrible seriousness and clumsy importunity with which...
3 tags
5 tags
merakla beklediğim film son zamanlarda pek olmadı. bunun bir çok sebebi var elbet—ve sizi teğmin ederim ki “iyi film yapılmıyor vıdı vıdı vıdı nerde o bizim tarkofskiler, godarlar, berkmanlar” muhabbetleriyle dantel ören entel havasına girme havamda da hiç değilim aslında, ve bunu, söylerken içimi kaplayan pseudo-samimiyet kuşukusuna, bu lafla zaten “her entelden daha iyi dantel...
2 tags
yağmura uyanmak kadar güzeli yok.
3 tags
5 tags
5 tags
I don’t like dreams that much, I think—no, I don’t think, I don’t like ‘em.
I once saw a documentary about people who cannot dream. not being able to dream… well, it turns out that that is quite the horrible thing—all of the interviewees you see throughout the documentary claim, in one way or another, that “to sleep unless one is able to dream is not really to...
3 tags
perdeleri taktım!
kendi işini kendin yapacaksın, bundan başkası hakikaten yok. açtım kutularını stor perdelerin, baktım nasıl oluyor, kalktım yaptım… mis gibi oldu. yapılacak bir az şey (bu türkçede olmayıp da direkt ingilizceden türettiğim[iz] bir şey değim mi aslında!?).
yatağımın üstündeki perdeyi kapatmayacağım ama; evet, sabahın köründe uyanmak istiyorum.. alıştım. hem de güzel sabah...
5 tags
tumblarity = 0
I’m proud of myself!
Yet, dealing with the Other and not others does have its toil on one—not that one does not in essence deal with the Other while involved with others, though there is a comfort in the face of an other—esp. if that other has that wonderful significance—which you do not really see with/in the Other—even if it is this that really has any significance at...
bir dolu güzel insan var, ne kadar garip.
2 tags
3 tags
why is there a categorical difference between taking a nap on a sofa and on a bed?
4 tags
çatı katı güzellikleri
çatı katında hayatın tadını doyasıya yaşayamıyorum kaç gündür! önce yatağımın tam tepesindeki pencereye alışmam zaman aldı. gece vakti, hem de bulutsuzsa eğer hava, o zaman işte, dünyanın en güzel yerinde uyuyakalıyorum; ama perdesini daha monte etmemiş olduğumuzdan—ki bu işin altından bir başıma kalkamayabilirim, bilen bilir, tavana pencere yaptırınca perde sistemleri pek bir afillenmekte—güneşin...
7 tags
kendi kendine konuşmayı öğrenmek, dinlemeyi...
bu ‘blog’ hadisesi hakikaten pek ilginç bir fenomen. hangi açıdan yaklaşacağımı çözemediğimden de randımanlı bir şey olmadı benim için şimdiye kadar. verimli kullanamadım nihayetinde bu mereti, çünkü ne olduğunu pek çözemedim. hem 90ların ikinci yarısı ergenliğe girmiş kimseler—2000lerin ikinci yarısına gelmeden erişkin kalıplara sığacak biçime gelen jenerasyon yani(parti kartlarını...